Özlem Tekin
Müzik => Yabancı Rock => Konuyu başlatan: seytannikahi - 13 Haziran 2010 - 22:57:28
-
Biyografi:
1990’lı yılların en önemli rock/grunge gruplarından biri olan Alice In Chains, 1987 yılında Seattle’da, vokalde Layne Staley, vokal ve gitarda Jerry Cantrell, bas gitarda Mike Starr ve bateride Sean Kinney tarafından kuruldu. Bir çok açıdan 90’lı yılların başında ortaya çıkan heavy metal gruplarından biri olarak kabul edilen Alice In Chains; Van Halen metal’iyle post-punk stilini benimsedi kendine, böylece grup kendine hard rock’la akustik dokunuşların birleştiği nihilist bir sound geliştirdi. Onlar metal fanları için oldukça sert bulunurken şarkı sözlerinde ele aldıkları karanlık konularla Seattle çıkışlı grunge gruplarıyla anılmalarına sebep oldu. Ne var ki yaşanan bu bölünmeyle grup ikinci albümüyle bir çok platin albüm ödülünü aldı. 1992 yılında piyasaya sürdükleri Dirt ise grubun bölünmesine sebep oldu. Gitarist Jerry Cantrell her zaman için piyasadan yana bir tavır sergilerken solist Layne Staley istenmeyen underground kültürden etkilenmişti. Bu tip gerginlikler grubun ilk yıllarında adını duyurmasına sebep oldu fakat Dirt’le birlikte Alice In Chains uluslararası gerilimlerden uzak kalamadı bir yandan da bu onların potansiyellerini sonuna kadar kullanmasını engelledi. Layne Staley grubu, 80’li yılların ortasında lisedeyken Alice N Chains adıyla kurdu. O dönemde bir «glam rock» grubunda bulunan Staley; Jarry Cantrell’le 1987 yılında Music Bank adlı müzisyenlerin topluca kaldığı bir prova deposunda tanıştı ve ikili grubun adını Alice in Chains olarak değiştirerek birlikte çalışmaya başladı. Bir süre sonra Cantrell’in arkadaşları olan bas gitarist Mike Starr ve baterist Sean Kinney’de gruba katıldı, elemanları tamamlanmış olan Alice in Chains Seattle’daki yerel barlarda çalmaya başladı. 1989 yılında Clombia Plak Şirketi Alice in Chains’i metal dinleyicisine sunmak için grupla anlaşma imzaladı. 1990 yılında grup promosyon amacıyla «We Die Young» EP’sini piyasaya sürdü. Parça Amerika’daki metal radyolarının bir numaralı ismi oldu, bu da grubun 1990 yılının Ağustos ayı çıkışlı «Facelift»in piyasaya çıkması için zemin hazırladı. Alice In Chains albüm tanıtımı için Amerikayı kapsayan turne sırasında; Van Halen, Iggy Pop ve Poison’ın alt grubu olarak sahne aldı ve aynı yılın sonunda albüm altın plak ödülünün sahibi oldu. Bu turne aynı zamanda ‘Live Face Lift’ adıyla video formatında da yayınlandı. Albümde yer alan ‘Man In The Box’ parçası için gözleri dikilmiş bir adamın gösterildiği klip çekildi ve bu klip MTV tarafından oldukça desteklendi. Alice In Chains ikinci albümlerinin hazırlıkları aşamasında 1991 yılında akustik olarak nitelendirilen «Sap» EP’sini piyasaya sürdü. Alice In Chains ikinci albümünü piyasaya sürmeden önce Seattle, Nirvana’nın büyük çıkışıyla birlikte ticari medyanın ilgi odağı oldu. Bunun sonucunda ise Alice in Chains’te metal grupluğundan çıkartılıp alternatif grup sıfatını aldı. Hemen akabinde de grup «Would» single’ını piyasaya sürdü ki bu single aynı zamanda 1992 yılı çıkışlı «Singles» filminin soundtrack’inde de yer almaktaydı. «Would» grubun yeni albümünü bekleyenler için bir cevap olmuştu ve bu yeni albümde, 1992 yılında bir çok olumlu eleştiriyle birlikte piyasaya çıkan «Dirt» oldu. Fakat albümde yer alan şarkı sözleri solist ve şarkı sözü yazarı Layne Staley’nin madde bağımlılığına doğru bir yola saptığını gösteriyordu. Albümde yer alan «Junkhead» ve «Angry Chair» bunun göstergesiydi. Madde bağımlılığının yanı sıra Staley’nin çektiği aşk acıları da albümde kendini gösteriyordu. Albüme adını veren «Dirt» işte Staley’nin çektiği bu aşk acısıyla ilgiliydi. Kendilerine yönlendirilen iyi ve kötü tüm eleştirileri arkalarına alan grup, 1993 yılında katıldıkları Lollapalooza turnesinde performanslarını en iyi şekilde sergilediler. Bu başarıda grubun Dirt albümünün o yıl 3 milyon kopya satışına ulaşmasına sebep oldu. Mike Starr’ın yer aldığı son tur, Rio de Jeneiro’daki Hollywood Festivali oldu. Yerine Osbourne’un eski basçısı Mike Inez gruba katıldı. 1993 yılında ise grubun ‘Larger Than Life’ adlı parçası Kiss Tribute albümünde yer aldı. Ayrıca John McTiernan’ın yönetmenliğini yaptığı «Last Action Hero» filmin soundtrack’inde grubun iki parçası yer aldı. Alice in Chains 1994 yılında «Jar of Flies» EP’sini piyasaya sürdü. Single piyasaya çıktığı ilk gün listelerde bir numaraya yerleşti. Grup; yükselen bu başarısına, rağmen turneye çıkmayı reddetti, bunun sebebi ise Staley’nin madde bağımlılığı idi. Ve yine 1994 yılında «Jar of Flies»; «Sap» ile birlikte yeniden basıldı. Aynı yılın sonunda Staley, aralarında Pearl Jam’den Mike McCready, Screaming Trees’den Barrett Martin ve John Baker Sounders’ında bulunduğu bir seri katil olan Gacy Bunch’ın adı verildiği grupla birlikte bir kaç konser verdi. Topluluk bir süre sonra adını Mad Season olarak değiştirdi ve 1995 yılının başında «Above» adlı albümü piyasaya sürdü. Albümdeki parçaların biri hariç tamamı Staley tarafından yazılmıştı. Aynı yıl Alice in Chains tekrar toplandı ve üçüncü albümleri «Alice in Chains»in hazırlıklarına başladı. Kapağında üç bacaklı bir köpeğin resmine yer verilen albüm piyasaya çıktığı ilk gün Amerika’daki müzik listelerinin bir numarası oldu. Ve yine grup turneyi çıkmamayı tercih etti. Bu tercihin sonucu ise grubun madde bağımlılığı konusunda geçen zamanda çok yol ilerlediği ve yakında dağılacakları yönünde çıkan haberler oldu. Ve aradan üç yıl geçtikten sonra grup, 1996 yılının Nisan ayında MTV için bir Unplugged konser vermeyi kabul etti. Verdikleri bu konser aynı yılın Temmuz’unda Colombia etiketiyle albüm olarak piyasaya çıktı. Unplugged bu albümde konserde yer almayan dört parça daha eklendi. Gelen başarıya rağmen grubun hayranları ve müzik eleştirmenleri grubun geleceği hakkında endişeliydiler. 1998 yılında Jerry Cantrell’in solo albümü «Boggy Depot» Clombia etiketiyle piyasaya çıktı. Aynı zamanda Inez, Guns’n Roses’ın gitaristi Slash’in solo projesi olan «Snake Pit»e yardımcı oldu. Staley ise kendini Mad Season’ın çıkacak ikinci albümünden, Screaming Trees’in solisti Mark Lanegan’a verdi. 1999 yılında Sony, Alice in Chains’in üç cd’sinden oluşan bir box set’ini piyasaya sürdü. Yeni yüzyılla da birlikte Colombia Plak Şirketi, grubun 1990, 1993 ve 1996 yıllarında kaydetmiş olduğu canlı kayıtlarından, b-side’larından, festival şovlarından, demolarından, bootleg’lerinden oluşan «Live» adındaki albümü piyasaya sürdü. Ve yıl 2002’yi gösterdiğinde, uzun süreden beri kendilerinden haber alınamayan Alice in Chains cephesinden 19 Nisan günü üzücü bir haber geldi. Grubun solisti Layne Staley ölüm sebebi açıklanmamış olsada madde bağımlılığı sebebi olduğu söylenen veya herhangi başka sebepten dolayı Seattle’daki evinde ölü bulundu. Bu arada aslında Staley’nin, 15 gündür kayıp olduğu açıklandı. Yolu bu yöne kaydıracak olursak ölüm tarihininde 5 Nisan’a yani Kurt Cobain’in ölüm gününe doğru ilerleyebileceğini görüyoruz. Bu tamamen bir tesadüf olabilir veya doğru olan da budur ki Staley’nin madde bağımlılığı dışında bir takım sorunlar yaşadığı su götürmez bir gerçekti. Her zaman neşeli ve müzisyenler tarafından da son yirmi yılın en önemli seslerinden biri olarak kabul edilen Layne Staley bir dönüm noktası olarak bu türü seven ya da sevmeyen herkesin kabul etmesi gereken Seattle çıkışlı grunge gruplarının yaratmış olduğu akımın; Pearl Jam, Nirvana, Soundgarden ve niceleriyle birlikte anılması gereken Alice in Chains grubunun en önemli isimlerinden biriydi ve sadece gazete manşetlerinde 19 Nisan 2002 günü Seattle’daki evinde ölü bulundu cümlesinden çok daha fazla önem ve özen gösterilmesi gereken bir sanatçıydı.
http://www.lastfm.com.tr/music/Alice+in+Chains/+wiki
______________
Hiç sıkılmadan dinlediğim bir albümleri var "Black Gives Way to Blue"...En sevdiğim albümleri olmakla beraber,diğer albümleri yavaş yvaş ve zamanla arşivlerimde yer vermemeye ve zamanla da çöp kutusuna atmaya başladım.Belki hakzılıktı bu ama boşuna yer kaplamasınlar..Öneri üzerine dinlemiştim ve müziklerini,daa da doğrusu sadece bu albümlerini sevdirmeyi başarmışlardı...
Grubun takipçisi değilim,açıkçası en son haberler neler bilmiyorum ama Sonipshare Istanbul'a katılacaklardı en son,bi ondan haberim var..Sürekli dinlenecek bir grup değil benim için,fakat bu albümü-bahsettiğim-güzeldir.Take Her out ve Last of My Kind parçalarını da ayrı bi' severim.
Başlık aramadım bulmadım,şaşırdım,gene de varsa oraya ilenti oluverisin :p
-
Türkler’in deodoran sorunu var
http://www.hurriyet.com.tr/magazin/magazinhatti/15333977.asp?gid=222
(Eminim kendiside domuz gibi kokuyordur :p)
-
"Türkler kötü kokuyor"
İstanbul İnönü Stadyumu'nda konser veren Alice in Chains grubu, internet sitesi üzerinden Türkiye hakkında öyle şeyler yazdı ki...
Sonisphere festivali kapsamında 25 Haziran'da İstanbul İnönü Stadyumu'nda sahneye çıkan dünyaca ünlü Amerikalı rock grubu Alice in Chains, konserin ardından "Türkiye deneyimlerini" grubun resmi internet sitesi üzerinden yazdılar.
Yazıda Türklere hakaret yağdıran grup üyeleri, Türklerin kötü koktuklarından, İstanbul'un terör merkezi olduğuna kadar hakaret içeren bir çok ifade yer alıyor.
Grubun internet sitesindeki blogda, "İstanbul daha önce gittiğim hiçbir şehre benzemiyor. Dünyanın en büyük dördüncü şehri, yani devasa ve kültürel olarak Amerika'dan çok farklı. Bu kültürel farklardan biri de deodorant." ifadesi kullanılırken, yazı şöyle devam ediyor.
"Otelde üç kez boş asansöre bindim ve üç seferde de lobiye olan sadece yeni katlık yolculukta kusuyordum. Benden önce asansörü kimin kullandığını bilmiyorum ama kişisel koku bombası bırakmıştı. Eğer böylesine kokuyorsanız bir kalıp sabun size yardımcı olabilir."
"Türkiye ilginç bir ülke ama ne yazık ki, program ve havadan dolayı dışarı çıkıp gezemedim."
"Otelden çıkmama sebeplerimizden biri de güvenlikti. İstanbul'a gelişimizden önce gerçekleşen bir bomba eylemi vardı ve konserin de teröristlerin hedefi olabileceği konuşuluyordu."
"Otelin girişinde metal dedektörler vardı. Eğer teröristler dürüst ve kurallara uyan adamlar olsalardı, kesin yakalanırlardı. Ama dedektörlerden geçip, alarmı kapayarak yollarına devam da edebilirlerdi, tıpkı lobide gördüğüm adam gibi. Kendimi güvende hissetmedim. İstanbul’daki konserde şartlar çok da iyi değildi."
"En azından bir bomba imha ekibi, bir çift eğitimli köpek ve bir ton güvenlik personeli vardı. Önemli bir iş yapıyorlardı ama kulise gelen başıboş insanları engellemekte çok ağırdılar. Daha önce kuliste hiç bu kadar çok insan görmemiştim. Ve birçoğunun kimliği yoktu ve birçoğu da yolumu kapatmaktan başka bir şey yapmıyordu. "
"Tekrarlayacak olursam, kendimi hiç güvende hissetmedim. İşin iyi tarafı bomba patlayacak olursa en azından benimle bomba arasında 30 kişilik bir sığınak olacaktı."
-
Tek söyleyeceği şey bu muymuş yani? Biletini alıp izlemeye gelenler, sana para kazandıranlara diyeceğin şey bu mu? Nankör, evet. Dinlerdim bir-iki şarkılarını ama değmezmiş. Ezik herif.
-
Söyledikleri kısmen doğru aslında, İstanbul çok kalabalık bir şehir... Otobüsler - Metrobüsler vs. çok fazla insan taşıyor gün boyunca, normal olarak koku olabilir ama bu herif sokağa çıkıp otobüse binmediğine göre tek amacı karalama kampanyası olsa gerek... 5 yıldızlı otellerde hijyene çok önem veriliyor bildiğim kadarıyla :D
-
Söyledikleri kısmen doğru aslında, İstanbul çok kalabalık bir şehir... Otobüsler - Metrobüsler vs. çok fazla insan taşıyor gün boyunca, normal olarak koku olabilir ama bu herif sokağa çıkıp otobüse binmediğine göre tek amacı karalama kampanyası olsa gerek... 5 yıldızlı otellerde hijyene çok önem veriliyor bildiğim kadarıyla :D
"Biz Amerika'da da sokağa çıkıyoruz ama orası böyle pis kokmuyor!" der, senin mantığını da çürütürdü, emin ol.
-
Istanbul revisited
back to news / blog
Sunday, July 18th, 2010
I want to take this opportunity to apologize to the people of Turkey who took offense at what I wrote in my original posting from Istanbul.
I never intended to offend anyone, but after re-reading it, I can see why it struck a nerve.
The writing was sloppy and mean spirited, and I've removed it from the blog.
For the record, everyone I dealt with in Istanbul was friendly and helpful, and I wish I had more time to get out and see the city while we were there.
I didn't mean to insult anyone, and I'm sincerely sorry that what I wrote offended so many people.
İstanbul'da iken bloga yazdıklarının insanları rahatsız ettiğini, o anki ruh hali ile dikkat etmeden insanları suçlar gibi yazdığını farkederek blogdan yazıları kaldırdığını, kimseye hakaret etmek istemediğini, Türklerin son derece arkadaş canlısı olduğunu falan yazmış.
-
Yeni albüm,2013'te.
-
O blogta yazılanlar neden bu kadar sorun oldu bilemiyorum. Doğruluğunu ispatlamak için herhangi bir toplu taşıma aracında 1-2 gün takılmak yeterli.
Unutamayacağınız bir koku tecrübesi yaşamak istiyorsanız da, İstanbul Metrobüslerini öneririm :D
-
çok takılmışsınız koku olayına :) bu insanlar zaten konserlerinde seyircilere tükürebilen insanlar son albümlerinin tracklisi şöyleymiş
01. Hollow
02. Pretty Done
03. Stone
04. Voices
05. The Devil Put Dinosaurs Here
06. Lab Monkey
07. Low Ceiling
08. Breath On A Window
09. Scalpel
10. Phantom Limb
11. Hung On A Hook
12. Choke akşama daha şağlıklı yorum yaparım :)
-
salak.kokuymuşmuş
-
albümü baştan sona 2. defa dinleyip karar verebiliyorum bilenler bilir :) birde şu gezi muhabbetine bu kadar uzadı yorumum
seçimim "Hollow" perfect!!
-
01. Hollow
02. Pretty Done
03. Stone
04. Voices
05. The Devil Put Dinosaurs Here
06. Lab Monkey
07. Low Ceiling
08. Breath On A Window
09. Scalpel
10. Phantom Limb
11. Hung On A Hook
12. Choke
2013 ün albümü seçiyorum Evet seçtim