AKIŞKAN,DEĞİŞKEN VE ELASTİK
Aslında yapılan her müzik,yazılan her eser,çizilen her resim yolculuğun uzantısından başka bir şey değildir.İnsanın kendisinin,tek başınalığının resmidir kısaca.Tek başına olmak özel,kimi zaman da gereklidir.Eğer üreten bir insansan kendinle baş başa kalmak bir anlamda zorunludur.Özlem Tekin de bir süre nadasa çekilmiş,ondan sonra da kırgınlıklarını,terk edilmelerini,kanayan yaralarını olduğu gibi göstermiş son albümü Tek Başıma'da.
Deli dolu,uçarı görünümünden uzaklaşmış gibi görünen Tekin,şarkılarında zaman zaman aynı üslubu hissettirse de,bu kez oldukça farklı,sanki daha olgun.Yaşlandıkça aşka daha mı çok prim vermeye başladı;bilinmez."Aşk her şeyi affeder mi," ya da "ölüsünü dirisini bulurum birisini," diyen Tekin,şimdi de "yaşatırım ben bu aşkı,unutmam," diyor.Şarkılarına ılımlı,sorumlu,kararlı,olgun bir kadın gibi davranıyor.Zaten albüm kapağıyla ve imajıyla bu fikri doğruluyor.Yine de eski ruhunu,erkeksi söylemini koruyan "çok pis terk etti yar" gibi sözlerle de karşılaşıyoruz.Bir anlamda Özlem Tekin kız başına dağları deliyor,hem hayat yolunda,hem aşk yolunda kendi mücadelesini sürdürüyor.Üstelik kendince feminist bir bakış da sergiliyor.Albümünde ağır,olgun bir kadın imajı çiziyor.Hem tek başına olmak istiyor,hem de aşka çok bağımlı.
Özlem Tekin:Aşka bağımlı demeyelim.Bu kelime tüylerimi diken diken ediyor.Hayatım "bağımlı olmama" üzerine kurulu.Aşka kıymet veren,aşktan korkmayan biri olduğumu söyleyebilirim.Karşı taraftan karşılık gelsin veya gelmesin umursamadan yaşayabilen,bundan zevk alabilen biriyim.Tek başına olmakla,olgunluk imajı çizmeye çalışmadım.Albüm kapağındaki resimler her zamankinden daha doğal.Fotoğraf çalışmalarında değişik şeyler yapıyoruz.Örneğin bir dergi için çekilecek fotoğraflarda mini etek ve yüksek topuklu ayakkabı giyerek poz verebiliyorum.Sutye nli pozlarım da var.Bunun dışında underground resimler de çekiliyor.Saçlarımı punk yapıp yüzümü boyuyorum.
Sadece imajı kastetmemiştim,albümün genelinde bir olgunluk var.
Olgunluktan çok sakinlik,dinginlik diyebiliriz.İçinde bulunduğum dönemle ilgili bir şey.Daha doğrusu,bilinçli olarak böyle bir seçim yaptım.On altı yaşımdan beri gece hayatındayım.Yorgunluk demeyeyim ama,bir bıkkınlık var.
Albümün müzikal altyapısı oldukça iyi.Hiphop tarzındaki "Dağları Deldim" şarkısı çok başarılı.Yine albümün hit parçası olacak "Hep Yek" ,son derece hareketli,pop tarzında bir şarkı.Ayrıca albüm aşamasında Tekin,oldukça profesyonel bir ekiple çalışmış.Çoğunlukla pop-rock tarzında şarkıların prodüktörlüğüne imza atan Rıza Erekli.stratejileri zamanında belirleyen,nabzı bu alanda çok iyi yakalayan biri.Tıpkı Erekli gibi,albümün düzenlemelerini yapan ve gitarda Tekin'e eşlik eden Alper Erinç de doğru bir isim.Bunun dışında perküsyon ve vokallerde Tolga Görsev eşlik etmiş Tekin'e.
Kanayan yaralarıyla beraber kırgınlığını da gösteriyor Özlem Tekin."Kırıldım" adlı parçada müzikal yetimi ortaya koydum.Ama kırgın falan değilim diyor ve hayatı koca bir şaka olarak algılayıp her şeye rağmen kendi yolunda gidebildiğini söylüyor:
Özlem Tekin:Bunun adı olgunluksa eyvallah!Müzikal anlamda olgunluğu kabul ediyorum.Gerçekten elime kimse su dökemez.Konservatuvar eğitimi aldığım için yaptığım müziğe daha teknik bakabiliyorum.Düzenlemeden dünya müziğini takip etmeye,trendi yakalamaya kadar birçok şeye bulaşabiliyorsun.Benim anlatımda da problemim yoktur.Kendimi çevremdeki insanlara doğru ifade edebilirim,ama canım isterse.Şarkılarda da bu var.Dolayısıyla ne hissediyorsam onu çok kısa kelimelerle ,olayın bir köşesinden tutarak anlatabiliyorum.Bu olgunluksa,evet,onu da kabul ediyorum.Ancak bir kişi ve kadın olarak çizdiğim imajı ele alıyorsan;bu albüm aile,yuva kurmuş kadını değil,modern metropol kadınını simgeliyor.Ya da hayatını dolu dolu yaşamaya,kendini geliştirmeye programlamış,bunda da başarılı olmuş bir kadını...
Sence kadınlar şimdilerde daha mı erkeksi?Yani toplumda değişen bir kadın profili var.Ne düşünüyorsun bu konuda?
Lütfen tüm şarkı sözlerini gözden geçirelim;en popüler olandan en harbi rock albümüne kadar kadınlar hep ezilmişliklerinden söz ediyorlar.Benim albümümün çok sert bir altyapısı olmayabilir.Evet,"Dağları Deldim" şarkısı sert ama,onun dışındakiler çok aha yumuşak.Fakat yürekten güçlülüğü anlatan şarkı sözleri bunlar.Açın bir radyo kanalını,tüm şarkılarda kadının ilişkilerde nasıl harcanıp gittiğinden söz ediliyor.
Öyle düşünmüyorum.Artık kadınların çok da ezilmediği kanısındayım.Özellikle de son on yılda müzikte kadınların söylemi,yaşadıkları koşulların ağırlığıyla beraber daha da katılaştı.Artık aşka çok prim vermiyorlar.
Mantığa mı yönelmiş kadınlar?
Ayaklarını daha sağlam basıyorlar.
Eskiden tın tın ha(gülüyor)!
Belki...Albüme dönelim;sanki çelişkilerin varmış gibi geldi bana.
Yaa,daha önce de böyle bir yorum yapıldı.Çelişki değil kardeşim,değişim denen bir şey var.Ben akışkan,değişken ve elastiki biriyim.Çelişki yok benim kafamda
O zaman karışıklık diyelim.
Hayır,gayet netim.Hatta, hala hangi saç modelini seçeciğine karar veremedin diyorlar.Yıllar yılı Gülben Ergen gibi gezemem ki...
Dağları delmek erkeklere özgü bir şey.Kadınlar hep "Leyla" olmuştur.Şimdi sen, "kız başıma dağları deldim,erleri yendim," diyorsun.Meydan okuyor,bazı şeyleri tersine çeviriyorsun.Başka bir taraftan da , "çok pis terk edildim,ama olsun aşksız da yapabilirim" gibi bir anlatımın var.Bunlar çelişki değil mi?
Ben gerçekten çok yönlüyüm.Bazı sabahlar prenses gibi uyanıyorum,o gün gerçekten de prenses gibi hissediyorum kendimi.Başka bir gün de savaşçı olarak uyanıyorum,öyle dolaşıyorum.Tüm duyguları dolu dolu yaşayabiliyorum."Çok pis terk etti" sözü,kurgulanarak yazılmış bir şey değil."Çok pis" lafını severim,günlük hayatta da sık sık kullanırım.Terk edilmeye en uygun laf bu olabilir diye düşünüp yazdım.Çelişki konusuna gelince , "dağları delmek" sadece aşk için kullanılan bir tabir değil,hayat da var bunun içinde.O yüzden aşk aslında çok kıymetli,ama insanı yıkacak derecede değil!
Yani gerektiğinde "iki adım geri atmak" cesurca bir davranış, değil mi?
Evet.Hayatımı deneyimler üzerine kurdum.Sınırlarımı öğrenmek beni çok eğlendiriyor.Kendimi bilmediğim konularım içine atar,debelenip dururum.Çıkabildiğim yere kadar çıkar,çıkamazsam iki adım geri atarım.Bir süre sonra tekrar denemem gerektiğini bilirim.Öyle bir durumla karşılaştığımda nerede durabildiğimi,nerede geri adım atmam gerektiğini öğreniyorum.Hele hele günümüzde yaşanan aşklara bakarsak,bunun zararı olmadığını da görürüz.Mesela, kadınlar iki adım geri atmaya daha meyillidir.İlişkiyi denerler.Erkeklerin denemeye bile cesareti yok artık.
Kadınlar daha mı cesur aşkta?
Evet ama,kadınlar diye söz ettiklerim elbette kırsal kesimde yaşayanlar değil.Mesela "motorlar lafını ettim,"ee,motor koca aramaz ki," diyenler oldu.Ben zaten kırsal kesimi katmıyorum.Hayatını sürdüren,işi gücü olan kadınlar bellidir...Onlar hayatlarını bir erkeğe endeksleyerek yaşamazlar.Başka bir kesim de var;onlar hayatlarını tek bir amaç üzerine kuruyorlar.O kullandığım kelimeyle onları kastediyorum gülüyor).
İlk albüm rock sound'unun yoğunlukta olduğu bir çalışmaydı.Sonra gittikçe rock'tan uzaklaştın,biraz pop'a kaydın,Laubali albümünde elektronik tınıları kullandın.Bu albümünde ise rock yok denecek kadar az,pop var,hiphop,tekno trance var.Müzikte belli bir tavır gerekmiyor mu?Trend olan her şeyi müziğine katman ne kadar doğru ? Ya da gerekli mi?
"Popüler olmak için daha ne kadar debeleneceksin," diye soruyorsun herhalde."Gerek" diye bir şey yok benim hayatımda."Gerek" lafından nefret ederim.Lazım,gerek,meli,malı...İşin özü,tüm sınırlamaların sonuna geldiğimde yaratıcılığım da doruğa çıkıyor."Müziğimi takip eden insanlar benden ne bekliyor","bunu yaparsam beni sevmezler mi" gibi düşüncelere kendimi kaptırmıyorum.Ben her zaman istediğim müziği yapacağım.Kendimi rock'çıyım diye sınırlayamam.Hayatın içindeyken,evet,rock'çıyım.On iki yaşımdan beri o agresifliğin rock' la ifade edilebileceğine ,deşarj olunabileceğine inandım.Ama sonraları rock müzik o boşalmayı vermemeye başladı."Ben ne dinleyeceğim" diye düşündüğümde karşıma Chemical Brothers,Prodigy çıktı.O agresifliği onlardan almamak mümkün değil.Prodigy konserinde bodyguard'lardan dayak yemiş biriyim.Hem dayak yedim, hem de başımdan aşağı bir kova su döküldü.Yani oradan o enerjiyi alırken,benim bir rock kitlem var diye düşünüp,oturup rock yapmam.Bu samimiyetsizlik olur.Ha, ne kadarı beni dinler,yoksa vaz mı geçerler, bilemem.Bunları umursasaydım ,Özlem Tekin olamazdım zaten.
Hiphop Türkiye'de 13-17 yaş arası gençlerin çok ilgisini çeken bir müzik türü.Belki de geleceğin müziği buraya doğru gidiyor.
Bu iş biraz heavy metal'e benziyor.Hani Pentagram' ın bir zamanlar yirmi bin kişilik bir kitlesi vardı ya ,şu anda Türk hiphop'çılarının,Nefret'in,Ceza'nın böyle bir kitlesi var.Belki bu müziği uzun zamandır yapanlar kızacak ama,bu albüm tekno trance'ı insanların aklına daha yumuşak,daha algılanabilir bir müzik türü olarak yerleştiriyor.Albümümdeki "Kırıldım" şarkısı Türk Pop müziğine tekno trance'ı kazandırdı.Bunun başka Türkçe örneği yok.
Bu röportaj yok diye hatırlıyorum "İyiler Siyah Giyer" adlı kitaptan (: