Gönderen Konu: Joe Satriani  (Okunma sayısı 2005 defa)

Joe Satriani
« : 18 Eylül 2006 - 17:06:31 »

Çevrimdışı satriani

  • Supertramp
  • *****
  • İleti: 2051
  • efilnikufesin

Müzisyenler vardır, uç seviyede enstrumanistliğe ulaşmışlardır. Gerçek birer Virtüözdürler. Ulaşabildikleri kitle de ziyadesi ile o çalgıyı çalanlardır. Müzisyenler vardır, ancak temel seviyede çalgı çalabilirler. Ancak ileri bestecilik yetenekleri ile geniş bir alanda tanınır, saygı görürler. Hatta bunlar arasından bazıları o kadar iyi bestecilerdir ki o çalgıyı daha ileri seviyede çalanlara bile bir şeyleri yeniden öğretirler. Sadece çok az sayıdaki, nadide bazı müzisyenler ise bu iki değere birden, aynı anda sahiptirler. İşte 1980'den sonra elektrik gitarın başına gelen en iyi şey olan Joe Satriani' yi kabaca böyle tanımlayarak işe başlayabiliriz. 13 kez Grammy' e aday olmuş, albümleri enstrumantal olmasına rağmen liste başarısı göstermiş, bunların ötesinde gitar nedir, nasıl çalınır başlıklarında tüm dünyaya ders vermiş bir abide o.

15 Temmuz 1956'da, Westbury/New York' da doğan Joe, 14 yaşında ilk kez eline gitarı alır ve macerasına başlamış olur. Bir sene sonra, 1971 yılında etrafındakilere gitar dersleri vermeye başlar ki, iyi bilindiği üzere en meşhur öğrencisi Steve VAI' dir. Röportajlarda VAI' in ondan ilk ders almaya başladığı günü, elinde eski bir gitar ve bir paket tel ile nasıl tel takılacağını bile bilmeden derslere başlamasını, Vai' in ne kadar iyi bir öğrenci olduğunu, verdiği egzersizleri nasıl geliştirdiğini ve onları yepyeni, bir hale soktuğunu uzun uzun da anlatır(dı). Bununla birlikte öğrencileri Vai ile sınırlı kalmaz...Bu yıllar aynı zamanda Vai ile düzeyli bir de arkadaşlık (Vai’ in kendisinden birkaç alt sınıftan olması sebebiyle bir “abilik” hali sebebiyle) durumu vardır. Beraber takılırlar vs. Lise yıllarında TARSUS adlı bir de grupta çalmaktadır Satch. Hatta Vai o zamanlar bu gruba o kadar hayrandır ki kendi yaşıtları ile, gitar çalışını ilerlettikten sonra SUSRAT (tarsus’un tersi) adlı bir grup kurar. 1974 yılında iki modern caz ustasından dersler alır: Gitarist Billy Bauer ve kompozitör/piyanist Lennie Tristano. 4 yıl sonra ise, önündeki on yıl boyunca gitar eğitmenliği kariyeri yapacağı, Los Angeles' a taşınır. Metallica' dan Kırk Hammet, Counting Crows' dan David Bryson, Primus' dan Larry LaLonde, Charlie Hunter, Alex Skolnick, T-Ride' dan Jeff Tyson hep bu dönem dahilinde ondan eğitim almışlardır.

Bu yıllarda Joe "The Squares" adlı bir yerel grupta da pena sallamaktadır. Grupta davulları daha sonra yıllarca Joe için baget sallayacak olan Jeff Campitelli ve basları ise Andy Milton çalmaktadır. Ancak "The Squares" Satriani' yi hem tam olarak tatmin etmemekte, hem de biraz hayal kırıklığına uğratmaktadır. Eserlerini yayımlamak isteyen bir sanatçı için hiçbir şey yayımlayan, onun yerine büyük bir firmayla anlaşma yapmak için bekleyen bir grup çok da uzun soluklu bir süreç olmaz. Bu süre dahilinde Joe etraflarındaki birçok grubun belki de hiç gelmeyecek kontrat tekliflerini beklemektense kendi başlarının çaresine bakıp, kendi albümlerini kendi kurdukları ufak şirketlerden yayımladığını farkeder. Geleceği için çok da umut beslemediği The Squares'in üç haftalık bir yeni yıl arası verdiği 1983 yılında, kendi adını taşıyan ilk eserini, "Joe Satriani" kısa albümünü (E.P.) kaydeder. Eser, üstadın kendi icra ettiği enstrumantal kompozisyonlardan oluşmaktadır. Farklı efekt denemeleri de yapmıştır. Örneğin gitarın kalın tellerinin akordunu azaltıp bas sesler elde ederken, alyan anahtarları ile gitarın manyetiklerine vurarak meydana getirdiği davul benzeri seslerden yararlanır. Kendi yayımcılık şirketini (Stange Beautiful Music) ve kendi küçük plak şirketini de (Rubina) tam bu arada kurar. Bayan Rubina daha sonra Joe' nun müstakbel eşi olacaktır. ...

« Son Düzenleme: 07 Aralık 2008 - 13:03:22 Gönderen: satriani »
I\'m going slightly mad

Özlem Tekin

Joe Satriani
« : 18 Eylül 2006 - 17:06:31 »

Ynt: joe satriani
« Yanıtla #1 : 18 Eylül 2006 - 17:09:07 »

Çevrimdışı satriani

  • Supertramp
  • *****
  • İleti: 2051
  • efilnikufesin
Joe, kısa albümün ardından kayıtlara devam eder ve dört şarkı daha kaydeder. Ancak mali sorunlar da baş göstermiştir. Kayıtlar için ciddi para gereklidir. Joe bu işe samimiyetle baş koymuştur ve vazgeçmeye de niyeti yoktur. Proje için hemen 5000 dolar limitli bir kredi kartı ve banka çek hesabı açtırır. Albüm kısa süre içinde hazırdır. Kayıtların tamamlanmasının ardından eski öğrencisi Steve VAI' e yollar. Steve' in yıllarca Frank ZAPPA ile ve Alcattrazz ile çalışmış olmasından ve 1984'te "Flex-able" adlı bir solo albüm çıkarmasından kaynaklanan iyi bağlantıları ve tecrübesi vardır. Ancak bir plak şirketi ile anlaşma hemen gelmez. Joe bu bekleme süresini pop-rock müzisyeni Greg Kihn ile turlayarak geçirir. 1985 yılında kayıtları biten albüm, 15 haftadan sonra, 1986 yılında "Not Of This Earth" adıyla, ilk solo albümü olarak, Relativity Plakçılık şirketinden piyasaya çıkar. Albüm gitar ortamlarında çok dikkat çeker. Guitar World, Guitar Player gibi dergilerden övgü üstüne övgü alır. "Brother John"da ve "The Headless Horseman"de tappingi (80lerin başında Eddie VanHalen' ın ortaya çıkarıp, yaydığı bir teknik) temiz sesli gitarlar üzerinde melodi ve armoniyi (akorlarla) beraber çalarak Eddie' nin sunduğundan çok daha farklı mecralara ilk kez taşımıştır. "Memories" üstün melodik anlayışının usta gitaristliği ile birleştiği çok tatlı bir şarkıdır. Albümle aynı adı taşıyan şarkı ise bana göre albümün iki en önemli bombasından biridir. Bu şarkı Joe'nun Alan Holdsworth' den esinlendiği akıcı "Legato", Eddie VanHalen' dan etkilendiği “tapping” tekniklerinin, ideal buluşma noktasını oluşturmaktadır. O güne kadar bu tür bir altyapı ve armonik yapı içinde buluşmamış olan özler içeren şarkı daha sonrasında Satriani' nin imzası olacak bir çok ince ayrıntı bu şarkıda gizlidir. Yine bana göre, ikinci bomba eşi için yazdığı "Rubina"dır. Çok özel bir havası vardır bu şarkının. Klavyeler dipten dipten atmosferi derinleştirirken, tertemiz ve berrak gitarlar, dengeli davul ve basların üzerinde zerafetle dans eder. Ek olarak albümün genelinde karakteristik 80'ler esintisini de yakalamak mümkündür. "Snake" ve "New Day" ise adını anmadan geçemeyeceğim diğer iki şarkıdır. Albüm o yıla göre değerlendirilirse çok iyi bir albümdür (Halen de öyledir ya aslında :) ). Gitar boyutundan bakarsak iyiden de ötededir. O güne kadar gitardan çıkabileceği hiç akla gelmeyen birçok farklı ve yeni ses, yepyeni bir anlayışla icra edilmektedir. Enstrumantal rock gitar adına 86 yılı için iki çok önemli albüm vardır: Malmsteen'in "Trilogy" albümü ve Satriani'nin "Not of This Earth" albümü. Çok farklı kulvarların tarzları ve albümleridirler. Lakin o yıllar için aynı derecede öneme haizdirler. Çünkü ikisi de o yıllar için oldukça yenilikçidir. Bu albüm aynı zamanda yapımcı John Cuniberti ile uzun soluklu bir müzikal beraberliğin de ilk eseridir. Cuniberti evvelinde Steve Wonder, Dead Kennedys gibi grup ve müzisyenlerle çalışmalar yaptıktan sonra 80lerin ortasında Joe ile çalışmaya başlamış nitelikli bir insandır ve Tüm Satch albümlerinde bir şekilde imzası vardır.

"Not of This Earth" plağının çıkışından sonra Joe çeşitli ev kayıtları yapmaya devam eder. Sonrasında ise diğer eserler için başka kayıt ortamlarına (Cuniberti' nin Hyde Street Stüdyoları) geçilir. Bazı şarkılar ise demo halleri ile albümde yer alacaktır. Bu süreç devam ederken Joe' nun istediği şey tam olarak gitara odaklanmış bir albüm yapmaktır. Lakin Joe' nun o zaman bilmediği şey bu albümün çok büyük bir başarıyı, hem de sadece gitar dünyasında değil tüm müzik sanayisi içinde yakalayacağıdır. 1987 yılında, onun adını gitar ve müzik dünyasına perçinleyecek klasiği olan "Surfing with the Alien" yine Relativity Plakçılıktan yayımlanır. Bu albümle enstrumantal rock gitar, müzik sanayince ciddiye alınır hale gelir. Çünkü bu tümü sözsüz eserlerden oluşan, hem de genel soundu (prodüksiyondan bahsediyorum) çok da harika sayılamayacak albüm oldukça kısa sürede altın ve platin plak alacaktır. O güne değin tamamıyla sözsüz olan bir albümün böyle bir liste başarısına / ticari başarıya ulaşması görülmemiştir. Albüm ise kesinlikle "boş yok" olarak tanımlanabilecek bir deryadır müzik severler için. İlk notasından son notasına mükemmel bir bestecilik, uç noktadaki gitar ustalığı, zerafet, can alıcı melodiler albümün artılarının sadece birkaçıdır. Kendi adıma Satriani söz konusu olduğunda sık kullandığım “Albümlerinde gereksiz veya fazla tek bir nota yoktur” tespitimi de bu albüm ile yapmışımdır ilk kez. Satriani burada tüm gitarlardan, baslardan ve klavyelerden sorumlu iken aynı zamanda kimi yerlerde, perküsyonları ve davul programlarını da üstlenmiştir. Satch 'in eski grup arkadaşı Jeff Campitelli ise bazı şarkılarda davulu ile kendini belli etmiştir. Şarkı şarkı bahsetmek bir açıdan yersizdir. Ya hepsi hakkında birer makale yazılmalı yahut genelden bahsedilmelidir bence. Cidden hayatımın albümlerinden birisidir bu albüm. İlk dinleyişimde sound sebebiyle çok sevmemiş ve bir köşeye atmış olsam da sonrasında değeri tarafımdan anlaşılmış ve başucu albümlerimden olmuştur. Fark edilebileceği gibi albüm hakkında yazabileceğim tek olumsuz şey prodüksiyonudur. Satriani daha sonraları bu konudaki bazı eleştirilere, demo kayıtlardaki duygunun tekrarlanamamasını, bu nedenden dolayı da şarkıların içine sinmemiş halleriyle kayıtlı olanları yayımlamaktansa, demo versiyonlarını değerlendirdiklerinden bahsetmiştir ki daha sonraları bu tür bir çok Satriani albümünde de tekrarlanacaktır. Hatta ve hatta "Engines of Creation" gibi daha yeni albümlerinde bile. Satriani daha sonraki yıllarda adeta imzası haline gelecek wah pedalı numaralarına da bu albümle başlar. O zamana kadar wah wah kullanmak bir yana, ona antipati ile bakan Joe, ki ilk albümde yapımcısının cihazdan yararlanması hakkındaki tavsiyesini reddetmiştir, kayda gittiği stüdyonun parkında wah ünitesi ile göz göze gelir (aynen bu kelimeyi kullanır röportajında) ve kendine neden bir denemiyorum ki diye sorar. Sonrasında ise zaten takip eden tüm albümlere yayılır bu wahlı sesler....

I\'m going slightly mad

Ynt: joe satriani
« Yanıtla #2 : 18 Eylül 2006 - 17:10:11 »

Çevrimdışı satriani

  • Supertramp
  • *****
  • İleti: 2051
  • efilnikufesin
Albümden sonra 1988 yılında plak şirketi ilk albümün tüm kopyalarının stoklarını satmıştır. Bu sebeple ikinci bir basım daha gerçekleştirilir. Ancak "Not of This Earth"ün ikinci baskılarda, kapağın orjinal resminin kaybedilmesinden dolayı, farklı bir kapak vardır. Bu arada Joe bir trio toplar ve konserler vermeye başlar. Davulları Jonathan Mover (ki daha sonra araları epey açılacaktır), basları ise (harika basçı, slaplerin efendisi) Stu Hamm çalmaktadır. Lakin kısa süre sonra konserlere sıklıkla aralar verir. Çünkü Mick Jagger'dan turne gitaristliği teklifi almıştır, onunla da konserler vermektedir. Ancak Jagger konserleri onun için iyiki de olmuştur. Zira Jagger turnesi öncesinde menajeri Joe ile “Sadece bilgin olsun diye söylüyorum. Bu turne sona erdiğinde, haftada 7000 dolar kaybetmiş olacaksın” şeklinde bir telefon görüşmesi yapmıştır ve Joe’ nun en parasız zamanlarıdır.

Yine 1988 yılı içinde, kendisinin ikinci kısa albümü olan "Dreaming#11"i çıkarır. Bu kısa albümün en önemli özelliği, bana göre, "Crush of Love" efsanesini barındırmasıdır. Tüm müzikseverlerin mutlaka dinlemesi icab eder bence bu şarkıyı. Eğer ilk kez dinlenecekse, özellikle daha yeni kayıt tarihli bir konser kaydını tercih edilirse daha fazla haz alınabilir, onu da belirteyim. Kayıt kısa sürede altın plak alır. Albüm aynı zamanda Joe' ya ikinci Grammy adaylığına da ulaştırır.

"Surfing..."in verdiği güvenle yeni bir klasik hazırlamayı düşünen Satch (Joe' nun lakabı) 1989 yılında yayımlanan albümünün adını "Flying in a Blue Dream" koyar. FiaBD albümü yine tam tamına nadide bir eserdir. Yenilik, ilericilik ve gelenekselciliğin, özgünlükle mutlak bir başarının harmanlandığı bir düş bahçesidir. Bu özelliği ile emsali azdır. Albümler aynı adı taşıyan şarkıda gitar tarihinin en lezzetli legato numaraları, harikulade melodiler ve yenilikçi gam/dizi yapısıyla birleşmiştir. Müzik tarihinin en garip adlı şarkılarından olan "The Mystical Patato Head Groove Thing", Mükemmel basları ile dikkat çeken ve Joe' nun vokalini içeren "Stange", "duygular gitarla nasıl aktarılır ders I" olarak özetlenebilecek "I Believe" (Bu şarkının videosu da baya hoştur. Hele uzun saçlarıyla Stu Hamm...), Komik bir ferahlık içeren, Banjonun tatlı bir doku oluşturduğu "The Phone Call", Joe' nun markası haline gelmiş bir teknikle icra edilen "Day at the Beach", "duygular gitarla nasıl aktarılır ders II" niteliğindeki "The Forgotten" (ki gitar tarihinin en keskin baladlarından birisidir. Dinlemeden ölmeyin diyeceğim bu şarkı duygusal anlarınızda yakalarsa fena yapar onu da ekleyeyim arada) bu efsanevi albümün temel taşlarıdır. 18 şarkının ise altısında Joe vokal yapmaktadır. Albüm kısa süre içinde, beklendiği üzere, büyük başarı kazanır ve 750.000 kopyanın üzerinde satar. Bu albüm ile ,aynı zamanda, Satriani’ nin meşhur metalik görünümlü gitarı JS1 “Chrome Boy” ilk kez dünyaya ifşa edilmiş olur.

Joe başarı kazanmıştır kazanmasına da, bir dahaki albümde farklı bir şeyler denemek istemektedir. Her şeyden önce evvelki albümlerdeki üst üste binen gitarlardan bağımsız olarak daha canlı bir sound istemektedir. Daha rock bir sound peşindedir. Daha önceki albümlerin kadrosundaki müzisyenler ile stüdyoya girdiğinde rock çalmak amacında bile olsa soundun daha farklı mecralara aktığını gören Joe, istediği değişikleri gerçekleştirmek için iki önemli değişikliğe gider; İlki yapımcısını değiştirmektir. Diğer albümlerin demirbaşı Cuniberti bu kez yardımcı yapımcı koltuğundadır. Bu görevdeki başrol ise efsanevi yapımcı olarak bilinen Andy Johns’ undur. Bu değişiklik sounddaki farklılaşmanın temel nedenidir. İkinci büyük değişim ise kadroda yaşanır. Hamm ve Campitelli ikilisinin yerini Matt ve Gregg Bisonette alır ki nispeten daha sert bir sound için daha uygun görülmüşlerdir. Daha önce David Lee Roth (Dolayısıyla Steve Vai ve Billy Sheehan ile de )çalışmış olan biraderler gerçekten iyi birer seçimdirler. Özellikle Gregg Bisonette şahsen çok sevdiğim bir müzisyendir.

Gerekli kadro değişiklikleri ve hazırlıklar ile geçen birkaç yıldan sonra Temmuz 1992'de dönemin Satch mahsülü "The Extremist" raflarda yerini alır. Albüm diğer albümleri gibi kısa sürede altın plağa ulaşır. Albümden çıkan ilk single "Summer Song" beklenen etkinin gerçekleşmesinde büyük yarar sağlar. "The Extremist" kısa sürede Billboard listelerinde 24. sıraya yerleşir ve Joe' ya bir Grammy adaylığı daha yaşatır. İçerisinde kendi içinde deneysel bir tad barındıran ve sonradan gelecek "Joe Satriani" adlı albüme sinyal yakan "New Blues", Joe' nun yine eşi için yazdığı "Rubina's Blue Sky Happiness", albümün nispeten sert, yeni kadronun öncekilerden farkını hissettiren, rock oranı yüksek "The Exremist, War, Friends, Motorcycle Driver", meşhur Joe baladı "Crying" ve benzersiz melodisiyle "Why"gibi her biri eşsiz şarkılar bulunduran bir albüm hakkında söylenebilecek şeyler anlamlarını yitirebilir. "The Extremist"deki kişisel favorim "Tears in the Rain" adlı kısa akustik eserdir. Açın arama motorlarını yazın “Tears in the Rain” diye, bir sürü şarkıyla karşılaşırsınız. Oldukça klişe bir şarkı adıdır. Lakin içlerindeki en derin, en anlamlı olanı muhtemelen Joe' nunkidir. 1.18 sn içerisinde, nasıl olup da bu kadar çok şey anlatılabilir halen şaşarım. Ayrıca bu şarkı, bana göre, bir çok insanın acımasızca ve bilinçsizce itham ettikleri virtüöz albümleri için yapılan "ruhsuzluk - duygusuzluk" gibi aslen tamamiyle bireysel olan eleştirilere de verilmiş en güzel cevaptır.

1993 yılı başında ilk Satriani toplaması olan "Beautiful Guitar" çıkar. Joe' nun 1986-1993 yılları arasından seçilen 16 şarkının yer aldığı tipik bir toplama (best of) albümdür. Şahsen hiç hazzetmem bu "best of, best singles" türü teranelerden. Bana göre progressive rock gibi türlerde yada virtüöz albümlerinde, taş yerinde ağırdır atasözünü perçinlercesine, her bir şarkının ait olduğu albüm içindeki yeri, olması gereken doğru yeridir. Ayrıca oldukça da ticari bulduğumu da eklemeliyim.

O yıl içinde plak şirketi bir de konser albümü yayımlamayı istemektedir. Joe bazı konserlerini kaydeder ve özel bir albüm hazırlamak için hazırlıklarını yapar. Ekim ayında hazırlıkların meyvesi "Time Machine" adlı "özel" bir albümdür. Çift CD olarak piyasaya sürülen albümün ilk CDsi Joe' nun albüm dışı kalmış eski kayıtlarını, bazı amerika dışı basımlarda ek şarkı olarak kullanılmış şarkıları, ilk kısa albümündeki bazı şarkıları ve birkaç tane de yeni kaydı içermektedir. Bu Diskteki şarkıların nasıl olup da albüm dışı kaldıklarını hala anlamış değilim :) Tam da adına yakışır hisli bir şarkı olan "All Alone", egzotik tadlar barındıran "Banana Mango I" ve "Banana Mango II", tipik neo-klasikçilerin eserleri ile karıştırılmaması gereken, barok döneme Satch bakışı olan "Baroque", ilginç yapısıyla bana Satch'den ziyade bir Vai şarkısıymış gibi gelen "Dreaming #11", daha sert olsa dönemin sağlam speed metal şarkılarından olabilme potansiyeli taşıyan "Dweller on the Threshold", çok ilginç yapısı (dinleyince anlarsınız ) ve icrası ile "I Become Death", tatlı bir huzur ve hüzün taşıyan "Saying Goodbye" ile yeni kayıtlardan da "Thinking of You", "Time Machine" ve "Woodstock Jam" bu CD' i özel yapan etmenler olarak dikkati çeker. İkinci CD ise konser kayıtlarından oluşur. Bana göre bu CD'nin en dikkat çeken şarkıları "Always With me, Always With You", "Crush of Love", "Tears in the Rain", "Surfing with the Alien", "Satch Boogie", "Echo", "Circles" şeklinde sıralanabilir. Time Machine ikili albümü tam bir yıl sonra ekim ayında Joe' ya bir altın plak daha kazandırır. O sırada Joe ise yedinci albümü için çalışmaktadır.

11 Ekim 1995 tarihinde ise Joe Satriani' nin en deneysel ürünü olan ve kendi adını taşıyan 7. albümü raflarda yerini almıştır. Bu kez yapımcı koltuğunda oturan isim Eagles, Eric Clapton, Steve Miller, The Clash, The Rolling Stones, The Who gibi gruplarla yapımcı veya mühendis olarak çalışmalar yapmış olan Glyn Johns (The Extremist albümünün yapımcısı Andy Johns' un kardeşi) olarak görünmektedir. Johns, Satriani' nin daha önce kayıtlarda hiç denemediği bazı şeyler dener. Sonuçta Satriani bile kayıt sonunda "Bu kesinlikle kulağa farklı bir ben gibi geliyor." diyecektir. Kayıtların diğer bir ilginç noktası ise oldukça kısa sürede tamamlanmış olmasıdır. Temel kayıtlar iki hafta içinde tamamlanmıştır. Albümde ise ciddi olarak ağır bomba olan müzisyenler de vardır; 2004 sonunda Eskişehir' de izleme olanağı bulduğum, Sting ve Peter Gabriel gibi müzisyenlerle çalışmış, harika bir davulcu olan Manu Kache, Eric Clapton Band 'den tanınan bas canavarı Nathan East ve yine E.C.Band'dan ritm gitarist Andy Fairweather Low gibi. Onların haricinde Gregg ve Matt Bisonette Biraderler, Jeff Campitelli de yardımlarını esirgememişlerdir. Sonuç itibariyle albüm diğer tüm Satriani albümlerinden farklıdır. Hem beste/düzenlemeler anlamında, hem sound anlamında, hem de albümün kendisini ifade etmesi anlamında. Bu değişimlerin en rahat hissedileceği şarkılar ise bana göre "Killer Bee Bop", "Moroccan Sunstes"dir. Albümün en tanınan şarkısı ise muhtemelen "Cool#9"dır. "Home" gibi, "If" gibi, "Luminous Flesh Giants" gibi şarkılar albümün dikkat çeken şarkılarındandır. "Joe Satriani" albümü aynı zamanda "Slow Down Blues", "S.M.F." gibi, "Look My Way" gibi Blues' un enfes yönünü de öne çıkaran yapıtlara sahiptir. Bu albüm Türkiye' de nedense nispeten az seviliyor, lafı az ediliyor. Kişisel fikrimce "The Extremist" albümünden bile daha değerli, yenilikçi (aynı amanda gelenekçi de) böyle bir albümün anlaşılmaması üzücüdür. Bu albüm sadece altyapıları için bile baştacı edilebilir. Bu yönüyle Satriani' nin, gitaristler bir kenara, davulculara ve bas gitaristlere de ,aynı oranla, en çok hitap eden albümüdür ...

I\'m going slightly mad

Ynt: joe satriani
« Yanıtla #3 : 18 Eylül 2006 - 17:12:21 »

Çevrimdışı satriani

  • Supertramp
  • *****
  • İleti: 2051
  • efilnikufesin
Satriani, daha sonraki röportajlarında Vai ile "Yıllardır beraber bir şeyler yapmak istiyorduk. Ama hep kendi işlerimiz vardı ve bir türlü imkan olmuyordu." diyeceği, meşhur gitar karnavalı G3 turnesine başladığında takvimler Ekim 1996' yı işaret ediyordur. Joe Satriani, Eric Johnson ve Steve Vai' in sırayla sahne alıp üçer şarkı çalıp indikleri, gecenin sonunda ise Satriani Band' in eşlik ettiği üç gitaristin beraber çaldıkları bir konser dizisi olarak yola çıkılmıştır. Sadece Kuzey Amerika turlansa da çok geniş kalabalıkları ve ilgiyi üzerlerine çekmiştir Satch bu turne ile. Daha sonraki yıllarda Vai ve Satch baki kalmış (bir turne hariç) diğer gitarist ise sürekli değişmiştir. Hatta sıradaki turnenin üçüncüleri hep bir merak ve tartışma konusu olmuşlardır. Bu turnelere ayrıca çeşitli gecelerde bazı özel konuk veya konuklar da gitarları ile katılmışlardır. Paul Gilbert, Steve Morse, Andy Timmons, Steve Lukather bu misafirlerden sadece birkaçıdır. Aynı sahnede Vai, Satriani, E.Johnson' ı izlemek bile muhteşem iken bir de bunlara Paul Gilbert' ı, Steve Morse' u ekliyorum da, ne muazzam bir şey olabileceğini tahayyül edemiyorum. John McLauphin, Paco DeLucia, Al DiMeola gibi caz devlerine nazire yapan bu rock alemlerinin üstadları yaklaşık bir yılı turne ile geçirirler. Mayıs 97' de turnenin Avrupa ayağına 3.eleman olarak Adrian Legg katılır. Haziran ayındaysa bu ilk Amerika turnesinde kaydedilmiş bir konserin kaydı piyasaya sürülür. Videosu da yayımlanan albümün adı "G3:Live in Concert" olarak belirlenmiştir. Aynı ay içinde G3, Joe Satriani, Steve Vai, Kenny Wayne Shepherd (Müthiş bir bluescudur, türü sevenlere mutlak tavsiyemdir) ve Robert Fripp' den oluşan kadrosuyla beş aylık bir Amerika turnesine daha çıkar.

Şubat 1998' de taze Satriani mahsülü olan "Crystal Planet" albümünün ilk single' ı "Ceremony" raflara bir nur olarak iner. Mark Frazer' ın (Metallica, G3, AC/DC) yapımcılığını yaptığı 8. Satch eseri olan "Crystal Planet" ise mart ayında çıkar. O ay Satriani "G3:Live in Concert" albümündeki "Summer Song" ile bir kez daha Grammy'e aday olur. Albümde Stu Hamm, Jeff Campitelli, Eric Caudieux (ki Satriani ile ilk albümü budur), Eric Valentine, Rhodes Howe, Elk Thunder çalmışlardır.

Albüm Satriani uzunçalarları arasında en güzel ve önemlilerinden birisidir. Kayıtların, tonların bir kristal berraklığında olması bir yana besteler yine ve yine mükemmeldir. Bu albümde de fazladan yada gereksiz yere çalınmış bir nota dahi olmayan tam bir baş yapıttır. "Ceremony" ve eşsiz "Love Thing" gitar müziği ile aktarılabilecek duyguların sel olduğu şarkılardır. "Lights of Heaven" da gerçekten cennetten bir ışık insana doğru parıldamaya başlar, "Rasberry Jam Delta-V" da insan kendini kaybeder, "Secret Prayer" da tekrar bulur. "Time" ise başlı başına ayrı bir konudur.

Joe Satriani albümleri için üç ayrı tepe noktasından bahsetmek olasıdır; İlki "Surfing..." albümüdür. Bu albümle Joe kendisine büyük bir başarı sağlar ve aynı zamanda uluslararası bir kariyer edinmeye de başlamış olur. İkincisi "The Extremist" albümüdür. Bu albüm ile "Surfing..." ve "Flying..." albümleri ile gelen başarının tesadüf yada şans eseri olmadığı teyid edilmiş olur. Ayrıca, kazandığı uluslararası şöhret ise çok nettir. Tepe noktalarının üçüncüsü ise "Crystal Planet" albümüdür.

“Crystal Planet”’ in liste başarısı da çok iyi olur. Turne da albüm çıkışının akabinde başlamıştır. Turnenin konserlerinin biletleri hızla tükenmektedir. Bir çok "Sold-Out" konserler verilir. Konserlerin de ilk bir saati sadece “Crystal Planet” şarkılarına, ikinci bir saatlik dilim ise diğer Satch eserlerine ayrılmıştır. Bu turneyi Michael Schenker ve Uli Jon Roth ile beraber çıktıkları bir G3 turnesi takip eder. Turnenin Londra konserlerine Brian May, Fransadakilere ise Patrick Rondat dördüncü gitarist olur. Haziran ayında ise Joe, Jeff ve Stu Crystal Planet Amerika turnesinin üçüncü ayağına başlarlar.

Bu başarılardan sonra Joe farklılık ve yeni şeyler deneme fikirlerine kulak vererek o güne dek yaptıklarının çok uzağında ve yayımlandığında cidden olay olacak olan, fanlarının büyük kesiminden olumsuz tepki alacağı "Engines of Creation" albümünü 14 Mart 2000 tarihinde çıkarır. Yurtiçi ve yurtdışı dergilerden veya forumlardan gelen çeşitli tepkiler vardıysa bile bunlar genel olarak ikiye ayrılabilirler; Albümün “yeni” ve "farklı" sounduna ılımlı yaklaşanlar ve olumsuz düşünenler. Genel olarak ikinci grup çoğunluktadır. Peki bu tepkilere yol açan değişiklik nedir? Kabaca tarif etmek gerekirse, albüm soundunun tekno, rave, trip hop gibi elektronik bir altyapı üzerine kurulmuş olmasıdır.

O zamanki röportajlarında (örneğin İbanez 2000 yılı kataloğunda yapılan) Joe’ nun dinledikleri sorulduğunda adlarını verdiği gruplar da bu soundun oluşumunun bir teyidi niteliğindedir (Filter, Korn, Boom Boom Satellites...)

I\'m going slightly mad

Ynt: joe satriani
« Yanıtla #4 : 18 Eylül 2006 - 17:16:18 »

Çevrimdışı satriani

  • Supertramp
  • *****
  • İleti: 2051
  • efilnikufesin
Albüm kimi dinleyicilerin, tabiri caizse, hışmına uğrar. Ancak yine de dikkat edilirse, yine, harika satriani şarkılarını barındırdığı da görülebilmektedir. "Attack", "Borg Sex", "Clouds Race Across The Sky","Engines Of Creation", "Slow And Easy", "The Power Cosmic 2000-Part I&II" dikkati cezbeden şarkılardır. Ancak albümdeki kişisel favorim akustik davulların kullanıldığı tek şarkı da olan "Until We Say Goodbye" adlı şarkıdır. Cidden Satch' in en iyi şarkılarından biri olmasının yanı sıra, harika bir baladdır.

Az önce belirttiğim gibi albüme muhafazakar bir açıyla yaklaşıldığında sevilmese de "Engines of Creation" yeni bir çok şey barındırmaktadır. Örneğin "Borg Sex" adlı şarkıda biri erkek diğeri dişi iki robot arasındaki seksi dialog anlatılır. Bu hikayenin betimlenmesinde iki farklı ton ve gam kullanılmıştır. Erkek robot kalın frekanslardaki tonlar ile tasvir edilirken dişi daha tiz olanlar ile tanımlanır. Ayrıca dişi, anahtar tonalitedeyken erkek daha atonaldir. Ayrıca yine daha önceki birçok albümde olduğu gibi bazı şarkıların demo halleri de kayıtlarda kullanılmıştır. Buna en iyi örnek "The Power Cosmic 2000-Part I"dır. Joe bu şarkı için "Eric' in L.A. daki stüdyosuna gittiğimizde bu şarkıyı çalamadığımı gördüm. Herşeyi ve herşeyi hatırlıyordum ama bir türlü beni tatmin etmiyordu. Hepimiz, demodaki tüm duyguyu taşıyan melodi olmadıkça şarkının iyi olmayacağını biliyorduk. Bu sebepten, şarkı bir kasete kaydedilmiş olsa da, onu DAT ortamına alıp (işlemler için) Eric' e verdim." Bu gayretin sonucunda albümün en iyilerinden olan ve benim biraz "Enigma" türündeki new age gruplarının tarzını anımsadığım "The Power Cosmic 2000-Part I" ortaya çıkmış olur.

Aynı yıl Joe, Stu, Eric ve Jeff bir amerika turnesine başlarlar. Bir yıl dolmadan yeni G3 projesi şekillenir. Bu kez 3. gitarist progresif metalin dahi ismi “Dream Theater”' ın gitar profesörü (üstün gitarist) John Petrucci' dir. Bu kadro sahnede, özellikle, muhteşem bir görüntü oluşturmaktadır. Her G3 turnesinde olduğu üzere önce tüm gitaristler teker teker kendi grubuyla sahne alıp birkaç şarkı çaldıktan sonra toplu doğaçlama bölümü başlamaktadır. Ama bu kez kadro daha da zenginleşmiştir. Bir sahne...Işıklar...John Petrucci, Steve Vai, Joe Satriani, Stu Hamm ve o aralar Vai Band' a giren “David Lee Roth”, “Mr.Big”’ de çalmış, virtüöz basçı (ki bas gitarın Eddie Van Halen' ı olarak tanımlarım ben onu) Billy Sheehan...Yan yana... Sadece fotoğrafları bile kalplere zarar verebilir. Bu turnenin izlediğim resmi olmayan konser kayıtlarına (bootleglerine) dayanarak gerçekten bu adamların çok tatlı işler sergilediklerini söyleyebilirim.

Bu turne sürecinde, Aralık 2000 yılında "Engines Of Creation" turnesinde San Fransisco' da kaydedilmiş olan "Live in San Fransisco" konser albümü ve videosu piyasaya çıkar. Eski ile yeninin ideal bir harmanı olan konser videosu tam bir görsel şölendir. Steve Vai kadar gösteri adamı olmayan Satriani' nin buna rağmen sahnesinin ne kadar kuvvetli olduğuna ve daha basit - mütevazi sahnesiyle seyirciyi nasıl kendine hayran bıraktığını görmek muhteşemdir. Albümden eğer bir tane şarkı seçmek gerekirse, sanıyorum, "The Crush of Love" olurdu bu. Zaten eşsiz olan şarkı burada (3.şarkı) tam anlamıyla devleşir. Orjinal halindekine oranla çok daha iyi bir soundla, bu şarkı tam bir zirve yaşamış...Onun dışında normalden çok daha hızlı icra edilen "Surfing...", "Big Bad Moon", "One Big Rush" gibi şarkılar, "Love Thing", "Until We Say Goodbye" gibi baladlar ve "The Extremist", ""Summer Song", "Rubina", "Ice 9", "Cool #9", "The Mistical Potato..." gibi klasikler ile bu video türünün en iyileri arsında gurur ile yer almaktadır. Yalnız videoda bana çok tuhaf ve nahoş gelen tel şey Stu Hamm 'in attığı muhteşem bas soloyu takiben yer alan şeydir. 2. Diskte "Love Thing" 'i takiben Hamm'in bas solo bölümü başlar. Burada Beethoven' ın Ay ışığı Sonatı' nın bir bölümünü çok sesli olarak 4 tellisiyle icra eder. Akabinde olayı daha farklı mecralara taşır ve country ezgilerine çevirir. Bu aralarda harika tapping ve slap numaralarının bini bir paradır. Hamm soloyu bitirir ve nedense halen tam olarak anlamdığım bir şekilde seyirci yuhalamaya başlar. Bunun üstüne Hamm az önce icra ettiği şeyi bu kez ışık hızındaki slaplar ile çalar... Çalar ama nafile seyirci habire Stu' yu yuhalamaktadır. Bir çok yabancı forumda bu olaya bir neden arasam da cevaplardan hiç tatmin olmadım. Bazıları bunun da bir sevgi gösterisi olduğunu iddia etseler de bu sevginin(?) neden yalnızca Stu' ya gösterildiğine cevap olamadılar. Tüm konser boyunca Satriani ne zaman "Bas gitarda Stu Hamm" diye söylese sesler değişiyor. Acaba diyorum konser öncesinde millete ana-avrat sövüyor mu ki bu Stu :)

Aradan geçen zaman elbette yeni bir stüdyo albümü gerekliliğini de beraberinde getirir. Artık sıradaki albüm büyük bir muamma ve merak konusudur. Öyledir, çünkü bundan önceki albüm insanları çok şaşırtmıştır. Buna ek olarak Joe' nun bu albümün kayıtlarında kullanmak üzere 7 telli bir (İbanez' in kendisi için özel ürettiği gitar serisi olan) "JS" modeli gitar yaptırması da özellikle gitarist hayranların daha da meraklanmasına yol açar ki Satch daha önce albüm kayıtlarında 7 telli gitar kullanmamıştır. 7.tele gelebilecek Satriani tadı da merak edilmektedir. 2002 yılında bu merak "Stange Beautiful Music" adlı güzide eserin yayımlanması ile nihayetine erer.

Albüm sound itibariyle oldukça farklı sayılabilecek bir albümdür. Sound konusunda oldukça yine titiz davranılmıştır. Albümün yapımcısı Joe Satriani' nin kendisidir. Ancak John Cuniberti ve Eric Caudieux yardımcı yapımcılar olarak Joe' dan yardımlarını esirgemezler. Satriani bu albümde tüm elektrik ve akustik gitarları, banjoları, bazı bas gitar ve klavye bölümlerini çalmıştır. Matt Bissonette' ye bas gitar, Jeff Campitelli' ye davullar, Eric Caudieux' a klavyeler ve bilgisayar işleri, John Cuniberti' ye ise de perküsyon emanet edilmiştir. Steve Vai' in hanımı Pia Vai ise albüme Arp çalarak katkıda bulunan bir müzisyen olarak dikkat çekerken, usta müzisyen Robert Fripp (ki daha sonraları G3' e de dahil olacaktır Robert Amca) ve Gregg Bisonette de tuzunu esirgemeyenlerdendi r.
I\'m going slightly mad

Ynt: joe satriani
« Yanıtla #5 : 20 Eylül 2006 - 20:10:26 »

Çevrimdışı satriani

  • Supertramp
  • *****
  • İleti: 2051
  • efilnikufesin
http://www.youtube.com/watch?v=BKqXFPkttro

bnm işte yaa ben   :çiçeeK: :çiçeeK:   :dill  fazla söze gerek yok, izlein  :D
I\'m going slightly mad

Ynt: joe satriani
« Yanıtla #6 : 20 Eylül 2006 - 22:07:05 »

Çevrimdışı Athzai_Khaine

  • Üye
  • **
  • İleti: 27
bu kırk hammeth ın öğretmeni olan mıydı? adam harbici süper çalıyo ama albümünde bütün parçalar soloyla başlıyıp bitiyo süper adamya teknik konuşturuyo
Artık Ot gibi yaşıyorum, istiyen basar geçer, isteyen sarar içer ;)

Ynt: joe satriani
« Yanıtla #7 : 19 Aralık 2006 - 13:36:45 »

Çevrimdışı e.d.a

  • Özcü
  • *****
  • İleti: 870
  • Cinsiyet: Bayan
  • sebepsiz ve sonuçsuz,denek hayatım!!
bak bu tren devrilir,bağırır bu raylar
o sahte o kart düzene....

Ynt: joe satriani
« Yanıtla #8 : 07 Mayıs 2007 - 13:41:40 »

furkiii

  • Ziyaretçi
bu aralar en çok dinlediğim şey sanırım the forgotten part 2..huzur doluyorum sanki.. :D :D

ayrıca 14 temmuzda istanbul kuruçeşme arena'da..
« Son Düzenleme: 07 Mayıs 2007 - 16:29:24 Gönderen: furkiii »

Ynt: joe satriani
« Yanıtla #9 : 10 Mayıs 2007 - 03:20:45 »

Çevrimdışı satriani

  • Supertramp
  • *****
  • İleti: 2051
  • efilnikufesin
lan sırf bu konserler yüzünden istanbula taşınacam sonunda :)

furkii kardeşim sana bikaç parçamı tavsie etmek istiorum sabahın üçünde içimden geldi :)) moroccan sunset  kesinlikle en sağlam parçalarımdan biridir,,echo, until we say goodby, devil's slide, kesinlikle takıntın olucak parçalarımdandır :) ama özellikle
 clouds race across u annata annata bitiremem sana :)) dinleyeni yerden yere vururum ben bu parçamla:)
I\'m going slightly mad

Ynt: joe satriani
« Yanıtla #10 : 10 Mayıs 2007 - 10:33:45 »

furkiii

  • Ziyaretçi
lan sırf bu konserler yüzünden istanbula taşınacam sonunda :)

furkii kardeşim sana bikaç parçamı tavsie etmek istiorum sabahın üçünde içimden geldi :)) moroccan sunset  kesinlikle en sağlam parçalarımdan biridir,,echo, until we say goodby, devil's slide, kesinlikle takıntın olucak parçalarımdandır :) ama özellikle
 clouds race across u annata annata bitiremem sana :)) dinleyeni yerden yere vururum ben bu parçamla:)

saolasın abi..dinlicem..=))

Ynt: joe satriani
« Yanıtla #11 : 06 Ağustos 2007 - 01:04:43 »

Çevrimdışı vegateryan

  • Genel Moderator
  • ******
  • İleti: 2750
  • Cinsiyet: Bay
  • that's what she said
    • ÖzbeÖZ
Gitarın babası Joe Satriani, Binboamania Tour için Türkiye’deydi. Mütevazı tavırlarıyla dikkat çeken Satriani’yle müzikten savaşlara, uzaylılardan depreme kadar geniş bir yelpazede sohbet ettik. Gitar çalan elini öptük, başımıza koyduk. Daha ne olsun!

Size "Gitarın yaratıcısı" dendiği zaman bu sıfatı reddettiğinizi duydum. Neden?

Gitar çalmayı gerçekten çok seviyorum ama binlerce gitar çalan insan var ve bunların içinde benden daha iyi olanların da olduğunu düşünüyorum. Her zaman gitar çalan insanları izliyorum, parmaklarını takip ediyorum ve inanılmaz etkileniyorum.

Sizi bu kadar etkileyenler kimler?
Geçen sene G3 konserlerini yapacaktık ve ben özellikle benden daha iyi çalan gitaristleri davet ettim. Steve Vai, John Petrucci (Dream Theater) bu gitaristlerden ikisi ve onlarla aynı sahneyi paylaştık. Her seferinde onları sanki bir fanlarıymışım gibi izledim ve "İşte bu hareketi yapamam" dediğim çok yer oldu.

Aynı şekilde onlar da sizin yaptıklarınızı yapamaz...

Evet muhtemelen. Zaten herkes birbirinin aynısı olamaz. Yani böyle mükemmel bir kopyanızın olması neredeyse imkansız. Herkesin kendine has bir tarzı var sonuçta.

Gitar çalmak zor ve siz bazen günde 12 saat çalıştığınızı söylüyorsunuz. Elleriniz nasır tutmuş olmalı...

Aslına bakarsanız benim cildim çok yumuşak ve nasır tutmuyor. Bu yüzden çoğu zaman canım yanıyor. Hatta bazen evde bulaşık yıkıyorum -genelde yıkarım- bunun için hep eldiven takmam gerekiyor. Eğer turnedeysek yüzemiyorum ya da konser öncesi duş alırken bile dikkat ediyorum.

"Surfing With the Alien" isimli şarkınız yüzünden sizin uzaydan gönderildiğinizi düşünenler var...

Şu uzaylı kısmına bir açıklık getireyim. Lisedeyken bazı arkadaşlarımla partilerde çalmak üzere amatör bir grup kurduk. Bir partide çalarken ara verdik ve televizyonu açtık. "Not of This Earth" isimli ucuz yapım bir bilimkurgu filmi vardı. Çok komikti ve tüm filmi ezberlemiştik. Yıllar sonra o arkadaşlarımla iletişimimi kaybedince ve albüm yapınca aklıma süper bir fikir geldi. Albüme koyacağım bir şarkıyla o filme gönderme yapacaktım ve arkadaşlarım bunu dinlediklerinde hemen o günleri hatırlayacaklardı. Sadece bu yüzden içinde uzaylıların olduğu bir şarkı yaptım.

Yani uzaylılara inanmıyorsunuz...

Hayır inanmıyorum.

Evrende başka hayat yok mu?

Yaşam formlarının olma ihtimali yüksek tabii ama bilim adamları bile şu anda tam olarak nerede olduğumuzu, evrenin ne kadar büyük olduğunu bilmiyor. Uzaylı fikri ise tamamen hayal ürünü. Çünkü insanlık olarak biz yalnız olmayı sevmiyoruz. Bu yüzden dünya dışında bir yerlerde bize benzer yaratıklar olduğunu düşünüyoruz. Peri masalları gibi sürekli hikayeler uyduruyoruz. Yüzlerce yıldır uzaylılar insanlığın düşmanları gibi gösteriliyor bu masallarda.

Müzisyen bir ailede büyüdünüz. Hatta ablanız gitar çaldığı için ona özenerek gitara başladığınızı söylediniz. Şu anda hanginiz daha iyi?

Aslına bakarsanız o çok kısa sürede gitardan vazgeçti. Genelde folk müzikler çalıyordu ve öğrencilik dönemi başladığı zaman gitarı bana bıraktı.

Gitar çalmadan önce davul çalıyordunuz ve Jimi Hendrix’in öldüğünü öğrendiğiniz gün "ben gitar çalacağım" dediniz. Bu kesin kararı onun ruhunu ve müziğini sürdürmek için mi aldınız?

14 yaşındayken, gelişme döneminde olan sorunlu bir gençtim. Jimi Hendrix benim idolümdü ve öldüğünü öğrendiğimde gerçekten çok üzüldüm. Kararsızlık dönemlerim oldu ama bu olaydan sonra ne yapmak istediğimden emindim. Bazen 15, 17 hatta 22 yaşınıza geldiğinizde dünyanın gerçekleriyle yüzleşirsiniz ve yapmak istedikleriniz değişir. 14 yaşındayken böyle bir karar almama rağmen gitardan hiç vazgeçmedim.

Bir ara gitar dersleri verdiniz. Sizden ders alan ve ünlenen isimler var mı?

Metallica’dan Kirk Hammett, Steve Vai, Third Eye Blind grubundan Kevin Cadogan gibi isimler var.

İstanbul’da nereleri gezmeyi planlıyorsunuz?

Aslına bakarsanız elimde uzun bir liste var. Ben tarihi yerleri gezmeyi ve o imparatorluk dönemine ait yapıları görmeyi çok istiyorum.

2004 yılında Türkiye’de bir konser vereceğiniz duyuruldu ama son anda konser iptal edildi. Neden?

Evet. O zaman coğrafi olarak bir hata yaptık. Bir Avrupa turnesindeydik, Avrupa’yı kuzeyden güneye gezmemiz gerekiyordu. Planlarımıza göre Türkiye bize çok uzak kaldı ve iptal etmek zorunda kaldık.

Tanıdığınız ya da takip ettiğiniz Türk müzisyenler var mı?

Freddie Mercury Türk’tü değil mi?

Freddie Mercury? Türk?

Değil miydi?

Yok değildi?

Ben Türk diye hatırlıyorum.

Yok, olsa bilirdik...

Demek yanlış hatırlıyorum.

17 Ağustos depremi olduğu zaman web sitenizden Türkiye için yardım çağrısı yaptınız? Bunu her ülke için yapıyor musunuz?

Hayır ama televizyonda gördüğüm zaman o depremden çok etkilendim. Masum insanların başına gelebilecek en korkunç olay bence oydu. Oradaki insanlar bunu hak etmemişti çünkü.

Aslında doğal afetlerin yanı sıra savaşlar da var masum insanların ölümüne neden olan...

Evet. Birisi doğanın kötü tarafı diğeri insanlığın.
Chocolate, Chocolate, Chocolate Aaaack

Ynt: joe satriani
« Yanıtla #12 : 05 Nisan 2008 - 21:11:51 »

Çevrimdışı 11:14

  • Gold Üye
  • *****
  • İleti: 2046
  • Cinsiyet: Bay
  • Durma öyle...
Alıntı yapılan: ntvmsnbc
Aşık Veysel Satriani’nin albümünde

Ünlü gitarist Joe Satriani, “Professor Satchafunkilus and The Musterıon of Rock” adlı yeni albümünde iki parçasını halk ozanı Aşık Veysel’e ithaf etti.

“Her kim ki olursa bu sırra mazhar/Dünyaya bırakır ölmez bir eser/Gün gelir Veysel’i bağrına basar/Benim sadık yarim kara topraktır.” Dünyaya gönül gözüyle bakan ve ölümsüz eserler bırakan halk ozanı Aşık Veysel, aramızdan ayrılalı 34 yıl oldu. Bugüne kadar eserleri farklı müzik türlerinde değişik biçimlerde yorumlanan Aşık Veysel, bu kez gitarist Joe Satriani’ye ilham kaynağı oldu.

Satriani’nin resmi internet sitesinde yer alan habere göre, dünyanın pek çok ülkesinde fanatik derecede hayranları bulunan ve kendine özgü tekniğiyle tanınan sanatçının, “Professor Satchafunkilus and the Musterion of Rock” adlı albümünde “Asik Veysel” ve “Andalusia” isimli iki parça Aşık Veysel’e ithaf edildi.

Bunlardan “Asik Veysel” ismini taşıyan parça, usta halk ozanının türkülerinden yapılan düzenleme niteliğini taşırken, kimi bölümlerde gitarla bağlama sesi veriliyor.

Türkiye’ye 14 Temmuz 2007 tarihinde gelerek İstanbul Arena’da konser veren Joe Satriani, 25 yıllık kariyeri boyunca ilk kez geldiği Türkiye’den çok etkilendi. Bu ziyaretinde Türk kültürünü de tanıma fırsatını bulan Satriani, buradan hareketle yeni albümünde Aşık Veysel’e iki parçasını ithaf etti.

Albümdeki “Asik Veysel” isimli çalışma, sanatçının Türk kültürünü ve Aşık Veysel’i tanıma sürecinde aldığı ilhamla ortaya çıktı. Satriani, Türkiye’de tanıtım çalışmalarını üstlenen yetkilinin Aşık Veysel’in müziğini hiç duymamış olmasına şaşırdığını belirterek, “Sonra bana Veysel’in 2 CD’sini verdi. Gerçekten çok etkilendim. Müzik sanki benim içimde yıllardır biliyormuşum gibi çınladı” açıklamasında bulundu. Satriani, “Asik Veysel” adlı parçada da bu müziği ilk kez dinlerken yaşadığı deneyimi aktardığını belirtti.

Bu parçada bağlamanın sesini vermek için farklı bir teknik uyguladığını ifade eden Joe Satriani, “Hiç çalmadığım bir stilde çaldım. Gitarın sesi çok farklı duyuluyor bu parçada” sözleriyle Aşık Veysel’in kendisine verdiği ilhamı nasıl notalara aktardığını özetledi.

“Andalusia” adlı parçada ise Aşık Veysel’in ruhunun yaşadığını dile getiren sanatçı, halk ozanının ruhunu İspanya’daki bir kasabada yaşıyormuşcasına parçaya aktardığını belirtti.

Joe Satriani’nin merakla beklenen “Professor Satchafunkilus and the Musterion of Rock” isimli stüdyo albümü 1 Nisanda yurt dışındaki müzik marketlerin raflarındaki yerini aldı.

CD/DVD baskısı da internet üzerinde satılacak olan çalışmanın bu versiyonu Belçika, Çek Cumhuriyeti, Fransa, Almanya, Macaristan, İtalya, Hollanda, Polonya, İspanya, İsveç, İsviçre, İngiltere, Avustralya ve Tayvan’da satışa sunulacak.

Albümde yer alan parçalar sırasıyla şöyle:
1. Musterion
2. Overdriver
3. I Just Wanna Rock
4. Professor Satchafunkilus
5. Revelation
6. Come On Baby
7. Out Of The Sunrise
8. Diddle-Y-A-Doo-Dat
9. Asik Veysel
10. Andalusia
.



Ynt: joe satriani
« Yanıtla #13 : 06 Nisan 2008 - 12:50:38 »

Çevrimdışı seytannikahi

  • Gold Üye
  • *****
  • İleti: 5898
  • Cinsiyet: Bayan
  • Benim Adım : Seksi
    • Follow Me
evet bu haberi az önce gazetede gördüm...
yukarıda bahsedilen parcaların kimi bölümlerinde gitarla bağlama sesi veriliyormuş..
"Sen,her zaman NY'dan daa güzeldin" de."Seni hiç kırmadım ki" de."Kim uydurdu bu yalanı"

http://seytannikahi.blogspot.com/

Ynt: joe satriani
« Yanıtla #14 : 06 Nisan 2008 - 17:12:37 »

Çevrimdışı Hyper Sonic

  • Gold Üye
  • *****
  • İleti: 3330
  • Cinsiyet: Bay
Harika. Kültürümüzün yurt dışına çıkması adına büyük bir adım.
Kalbim pusula, sen kuzey!